Sinema

Ah Müjgan Ah

Ah_Müjgan_Ah_film_afiş
Ah Müjgan Ah ile ilgili arama sonuçları
Orjinal Adı:
Ah Müjgan Ah
Türü:
İnceleyen:
Fatih Dalcı
Yönetmen:
Yapımcı:
Senarist:
IMDB Puanı:
7
Süresi:
74 dakika
Ülke:
Editör Puanı:
10 / 10
İzleyici Puanı:
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (2 votes, average: 2,00 out of 5)
Loading ... Loading ...
HAKKINDA

Ah Müjgan ah… Filmin sonunda ağzımızdan dökülenlerin arasından belki de en naif olanı.

Daha önce sizlere şöyle esaslı bir aşk filmi incelemesi yazmamıştım. Bu film kadar etkileyicisi çıkmadıkça da yazmayı düşünmüyorum.

Sene 1970. Başroller Sadri Alışık, Esen Püsküllü ve Salih Güney.

Film Yeşilçam’ın genelinde görülen “mutlu son” klişesini elinin tersiyle iten bir klasik. İç dağlayan bir dram. Filmin sonunda sırf Hüsnü Abi’nin(Sadri Alışık) kanına dokunduğundan, Müjgan için “ah Müjgan ah”dan daha ağırlarını söyleyemiyoruz. Biz kıyamıyoruz Hüsnü Abiye ama Müjgan kıyıyor. Hem de nasıl.

İstanbul’un varoş mahallelerinden birinde geçen kendi halinde bir aşk. Hüsnü ile Müjgan’ın aşkı. Öyle pek kimse bilmiyor, dedik ya kendi halinde. Birgün Müjgan, evlenene kadar çalışmak istiyor ancak Hüsnü buna karşı çıkıyor, hem de o efsane replik ile; “bir kız anasının evi ile kocasının evinden başka ev bilmemeli”. İşte bu söz aslında olacakları bize bildiriyor gibi. Bu sözü söylerken Hüsnü’de biliyordu belki Müjgan’ın başına gelebilecekleri.

Artık evlilik hazırlıkları başlamıştır. Hüsnü ve Müjgan nikah için fotoğraf bile çektirmişlerdir ama Müjgan’da bir değişiklik vardır. Bunu ilk anlayan yine Hüsnüydü. Arkadaşlarına bu durumu anlattığında ona kuruntu yapmamasını söylediklerinde Hüsnü öyle bir şey söylemiştir ki içmizden “keşke kafamızı tutup duvara vursaydı da böyle konuşmasaydı” dedirtmiştir. “Yahu ben kuruntu yapmam. Bir şey var Müjgan’da. Yüzüğünü takmadı, yüzü hiç gülmedi, gazozunu içmedi. Ya Müjgan bugün güzel bile değildi. Ötesi var mı?” Ötesi yok. Yok.

Gerçekten de Hüsnü Abi kuruntu yapmıyordu. Müjgan’ın aklı çalıştığı yerin sahibinin zengin oğlundaydı. O, büyük evleri, Avrupa seyahatlerini, mücevherleri duyunca unutuvermişti onu deli gibi seven adamı. Deli gibi sevmenin tanımı da yine Hüsnü Abimden geliyor; “Yaşamak Müjgan gibi bir şeydir benim için, ölmekse Müjgan yok demektir.” Bu sözlerden sonra bundan önce izlediğim bütün aşk filmleri bir anda silindi kafamdan. Dumura uğradım. Afalladım.

Bu zengin adamın yani Salih Güney’in canlandırdığı karakterin, Müjgan’ın annesinin aklına girmesi hiçte zor olmadı. Parayı duyan annesi, zaten aklı çoktan paraya kayan Müjgan’ı bir çırpıda evlendirdi bu zengin züppesiyle. Artık hayat onlara güzeldi. Arkada göz yaşları içinde kalakalan Hüsnü Abiyse bütün bu olanlara rağmen hala Müjgan’a beddua dahi ettirmiyordu. Hatta “iyi yaptı, o artık daha iyi yaşayacak” türevinden cümlelerle kendini avutmaya çalışıyordu ama nafile. Unutabilir miydi hiç…

Aradan yıllar geçti. Müjgan’ın çocuğu bile oldu. Adı Koray. Hüsnü Abi annesiyle Koray’ı görünce ağzından dökülenler böğrümüze öküz sürüsünün oturmasına sebep oluyor. Bu replikleri yazarak içini boşaltamam bunları Sadri Alışık üstadımın sesinden dinlemelisiniz.

E yıllar geçince bu zengin züppesi bizim Müjgan’dan sıkılmaya başladı haliyle. Bunu da Müjgan’a en sert biçimde belli edince Müjgan’da evden ayrıldı. Kürkçü dükkanına dönen tilki misali ama bilmediği bir şey vardı. Orası artık bildiği dükkan değildi. O da eski tilki değildi ya neyse…

Hüsnü bir pavyonda insanları eğlendiriyor ve buradan da çokça para kazanıyordu. He mutlu mu derseniz değildi ama yine de kendini avutuyordu. Ancak bir gün Müjgan geri geldi. Hüsnü’den af diledi ama… İşte o ama “ben duygusuzum” diyen insanların bile içinde derin oyuklar açacağı bir sahneye sebep oluyor. Filmin son sahnesini yazımın altında paylaşacağım ama baştan söyleyeyim, bu sahne filmden ayrı izlendiğinde etkisi bir tır çarpması gibiyse, filmin tamamıyla beraber izlenildiğinde bir uçak çarpması gibidir. İkisinin de sonu ölümdür ama siz bakmayın bana.

Filmin konusunu her zamanki gibi bol spolier vererek anlattım. Ancak bu film sadece bu konudan ve benim yazdığım birkaç replikten inanın bana çok daha fazlası.

Siz hiç kokan film izlediniz mi? Ben izledim. İşte bu filmin kokusu var. Burcu burcu geliyor burnumuza. Biz Hüsnü Abiyle beraber dertleniyoruz ve hatta Müjgan’a sövmeye kalkıyoruz en edepsiz halimizle ama sonra Hüsnü Abi “etme” diyor. Edemiyoruz. O öyle dedikten sonra nasıl edilir ki.

Sadri Alışık. Bu dünyaya oyuncu olmak için gelmiş birisi olduğunu en iyi izah ettiği film sanırım budur. Sürekli Turist Ömer olarak hatırlatılmak istense de o aslında Hüsnüdür, bu filmi izleyenlerin aklında. Onun yaptığı şeyin adı oyunculuk mudur sorusuna ben cevap veremiyeceğim kusura bakmayın. Allah mekanını cennet etsin.

Film, İstanbul’un görünmeyen kast sisteminde sınıf atlamaya çalışan bir varoş kızının hikayesini anlatıyor ve alt metninde bizlere “parayla saadet olmaz” ı vurguluyor. Aşk denen şeyin en saf anlatımını sunuyor.

Film beni o kadar etkiledi ki filmi anlatırken cümle dahi kurmakta zorlandım. Bu yüzden filme puan dahi vermek içimden gelmiyor. Çünkü 10 puan kesinlikle beni tatmin etmiyor. Ancak elimde olan en yüksek puan bu olduğu için mecburen 10/10.

İlgili Arama Sonuçları:

GALERİ
OYUNCULAR
Fatih DALCI. 1995 İstanbul doğumlu, okuma ve yazmaya karşı platonik bir bağı bulunan yeni dönem sinemasına ve Hollywood'a karşı derin bir öfke duyan, Yeşilçam aşığı bir sinemasever. Tiyatro da sever ama fırsat bulunca gider. Durmadan yazamaz, durunca yazar. Şu sıralar Bilecik'te Tarih okumakla meşgul. Gerçekten meşgul.

Bir Yorum Yaz

wp ecommerce - e-commerce wordpress